İmam-ı Şafiî Hazretleri diyor ki:
Bir arkadaşından sana hoş olmayan şeyler eriştiğinde hemen kin ve nefrete
sarılarak dostluğu kesme! Sen git de şüpheni kesin olan gerçekle gider.
Kulağına gelen söylentiyi bir tarafa bırak da arkadaşına de ki: “Senin
hakkında kulağıma gelen haberler böyle böyledir; ne dersin?”
Eğer bu söylentileri inkâr ediyorsa de ki: “Tamam kardeşim, sen doğru sözlü
ve iyi bir insansın.” Böyle de ve arkadaşının üstüne daha fazla gitme! Eğer
sana karşı suçunu ve gerçeği itiraf eder de hakikaten geçerli bir mazeret
beyan ederse, bu mazeretini kabul et. Şayet hakikati itiraf ettiği halde
geçerli bir mazeret ve bir sebep gösteremiyorsa: “Bana ulaşan sözlerinle
neyi kasdetmiştin?” diye soruver. Buna karşılık kendi görüşünü münasip bir
şekilde anlatıyor ve sebebini açıklıyorsa, onu dinle ve kabul et. Eğer uygun
bir açıklamada bulunmuyor ve sana da bir çıkış yolu kalmıyorsa, arkadaşında
gerçekten bir hata var demektir.
Artık sen bu durumda bir tercihle karşı karşıyasın. İstersen ona benzeriyle
gerekli karşılığı verirsin, istersen onu affedersin. Fakat bilesin ki
affetmek takva yönünden daha mükemmel olur. Affetmek ağırbaşlılığın ve iyi
insan olmanın en ileri seviyesidir. Allah Tealâ buyurur ki: “Bir kötülüğün
cezası ona denk bir kötülüktür (cezadır). Fakat kim affeder ve barışma
yolunu seçerse, onun mükâfatını Allah verir.” (Şura, 40). Onunla geçirdiğin
önceki zamanları hatırla, güzel ve dostça geçen vakitleri düşün! Hatasından
dolayı dostunun geçmiş iyiliklerini yok sayarak ona haksızlık etme!
Eğer hakiki bir dosta sahipsen ona sıkı sarıl; çünkü gerçek dostu bulmak pek
zor, ayrılmak ise pek kolaydır. Salih insan, dosttan ayrılmanın kolaylığını
bir çocuğun kuyuya büyük bir taş yuvarlamasına benzetir. Çocuk için taşı
bırakmak kolay bir iştir, ama o taşı oradan çıkarmak koca koca adamlara bile
zor gelir. İşte bunlar, sana benden bir öğüttür, vesselam.









